Yazı Detayı
02 Ekim 2009 - Cuma 00:00 Bu yazı 6653 kez okundu
 
ZİLE PANAYIRI HAKKINDA BİR KAÇ NOT
Bekir Altındal
mail@mail.com
 
 

Sevgili Hemşehrilerim
Sizlere bugün İzmir’den yazıyoruz. Asırlardır devam eden panayırımız yarın açılıyor. Bu sebeple Zile panayırı ile ilgili bazı bilgileri satır başlarıyla vermek istiyoruz.

ZİLE PANAYIRI HAKKINDA BİR KAÇ NOT
                                                                                             
Panayırımızı Antik çağlardan,  Anaitis Meshebi’nden beri devam ettiği yolunda söylentiler ve yazılar bulunmaktadır.
Zile’de bir adı da Deri’dir. Deyr (toplanmak) kelimesinden geldiği ifade edilmektedir.
Zile panayırına ait belgeler 1850’li yıllara kadar inmektedir. 1853 ve 1863 yılı panayırlarında herhangi bir olay olmamıştır.
1860 yılında panayır sırasında beliren hastalığın kolera ve benzeri tehlikeli  hastalık olmadığı belirlenmiştir.
Panayıra mahsus üç aylığına kır serdarları muazzaf asker görevlendirilmektedir.
Osmanlılar zamanında divan kararıyla kurulan ulusal yedi panayırdan birisinin Zile Panayırı olduğunu İlk defa 2000 Yılı Zileliler Kızılcahamam  tebliğimizde;
Anadolu'daki bölgesel (Milli) panayırların İzmir-Buca, Balıkesir-Çan ve Gönen, Ankara-Yapraklı, Amasya ve Zile olarak göstermekte, panayırların  divan kararıyla (günümüze göre bakanlar kurulu kararı) kurulduğunu ve 1852 yılındaki Zile panayırına gelen tüccarları korumak için birkaç bölük nizamiye askerinin görevlendirildiğini, bu panayırlara Anadolu’nun her yöresinden ve Suriye tarafından tüccarların geldiğini Ömer ŞEN’den sizlere aktarmıştık. 
Yine Salnamelerde Zile başlıklı yazımızda 1890 tarihli salnamede yazılı;
Her sene teşrin-i saninin  onunda panayır kurulup bir ay kadar devam ederek beşyüz kuruşluk ahz-ü ita edilir. (Her sene  kasım ayının onunda panayır kurulup bir ay kadar devam ederek 500 kuruşluk alışveriş yapılır.) 500 kuruş o dönemde önemli miktarda bir paradır.  
Sevgili arkadaşım Yusuf Meral, Prof Georges Perrot’un 1861 yılında gezdiği Zile Panayırı hakkında çok güzel bilgilerini bizlere aktarmıştı:
Buraya Diyarbakır, Şam, Halep, Ankara,Akdeniz ve Karadeniz kıyı kesimlerinden, Fırat, Dicle kenarlarından sandıklar, balyalar ve denklerle birçok eşya getirilmişti. Zile’de üretilen gri yünlü kumaşlar, çuhalar çok sağlam ve kalitelidir. Buranın dokumacı esnafının ürettiği pek çok kumaş, mefruşat, çarşaf,perde, havlu, elbise Anadolu ve Suriye’de büyük talep görmektedir. Zile, bugün de çok eski zamanlardan beri ünü bütün Orta Doğu’ya yayılmış, geleneksel dokumaların üretildiği önemli bir merkezdir.
Yine hemşehrimiz Nurhan Buhan Girgeç  Zile Panayırı üzerine hazırladığı tezi kabul edildi.
Osmanlılar zamanında Kasım ayında kurulmaktadır. 1954 yılında 2  Kasım’da kurulmuştur.  Süresi de genelde 15 gündür. 1950’li yıllardan itibaren Ekim ayına çekilmiştir.
Zaman zaman panayır, güreşler için ilanlar verilmiştir. Bunlardan 1954 yılında yayınlanan bir ilan şöyledir;
Vatandaş! 1 Kasım 1954 Pazartesi açılacak olan Zile’nin asırlık meşhur sonbahar hayvan ve emtia panayırını ziyaret etmeyi unutma.
1962 yılında 23 Ekim’de Belediye Bandosu konseri ile açılmıştır.
1965 yılında açılışta Milletvekilleri ve Vali hazır bulunmuştur. Panayır Gazetesi bastırılmıştır.
1966 yılında 4.500 lira gelir sağlanmıştır.
1969 yılında Panayır’da en ilgi çekici yer Kız Sanat Enstitüsü pasta salonu olmuştur. Zile yankesici baskınına uğramıştır.  Panayır dolayısıyla  4 minibüs dolusu yankesici Şehitliğin karşısına  çadır kurup yerleşmiş ise de emniyet güçleri fırsat vermeden yakalayarak sürgün etmiştir.       
Güreşler ve at yarışları Zile panayırının vazgeçilmez etkinlikleridir geçmişte. At yarışları yapılmaz oldu ama halen güreşler devam etmektedir.
1955 yılında baş pehlivanlığı Sapoğlulu Ali, 1964 ve 1969  yılında İsmail Topçam, 1970 yılında Mehmet Uzun rakip çıkmadan, 1981 yılında Duran Uğur,  1985 yılında Reşit Karabacak, 1987 ve 1995 yılında Halil Aras, 1988 yılında Mehmet Balcı,  1993 yılında Hamza Dalgın, 1994 yılında Necmi Koç, 1996 yılında Fikret Ersoy, 2000 yılında Vedat Ergin, 2005 yılında Alirıza Kaya almıştır.
Hemşehrimiz İbrahi Bozdağ 1987,1988, 1993 yıllarında başaltını almıştır. 
1988 yılında ilk güreş ağalığını  850.000 lira ile Rafet Yıldız,  1993 yılında Ahmet Çınar, 1995 yılında 200 Milyon lira ile Oktay Üstüner ağalığı,  1996 yılında 600 milyon lira ile Güikız Aksöz hanımağalığını  almıştır. 
1969 yılında panayır koşusunda Zile’den Hüseyin Üstünçelik birinci olmuştur. 
1969 yılında Avrupa Şampiyonu hemşerimiz   Hasan Sevinç güreşleri hakem heyetine dahil olarak izlemiştir.
                                               …
1960’lı yıllarda Amasya Boğa köylü  Abdullah, Sapoğlu  Ali ve Mehmet kardeşler, Kozdereli Hasan, İbrahim KARABACAK,  Mehmet UZUN, Dursun ALICI, İsmail TOPÇAM  Kepezli Şevket YEŞİLYURT, Üçköylü Sefer KOÇ, Küçüközlülü  Hasan ŞENCAN, gibi pehlivanlar köy düğünlerinde ve panayırlarda peşrev atarlardı.
At yarışları şimdiki şehir stadının  kuzeyinde, panayırın  yanında  yapılır,  protokol  çadırları tepeye kurulurdu.     Mustafa Ganioğlu’nun Nefesli Lale,  Alyans ve Ceylan,   Külahların Ahmet Demiral’ın Ceylan ve Hayran, Enver Karabacak’ın Rüzgar, Hamit Tokuççu’nun 26 Uçar, İslam Aksoy’un Doğan, Sadık Koçgürsoy’un Akbulut, Ali Bakırcı’nın Yıldırım isimli atları ile Karabacağın  Mustafa ve Mahmut, Lastikçi Balaban ve Papaklı Rüştü, Mustafa Toprak, Kepezli Şükrü Taşdemir Tahsildar  Kani Döker’in  yarış atlarını,  yarışları seyredenler hatırlıyacaklardır.
Panayır zamanı Zile’de takvim başlangıcı veya bitimi gibiydi. , Zile’de ve köylerde kır bekçileri panayıra kadar tutulur, Zile ve köylerdeki sığırcılar  sığırı, çobanlar davarı  Deri’ye kadar güderdi.
Yine bunun gibi Zile’de esnaftan alışverişler Zileli ve  köylüler için “harman veresiyesi” veya “pancar parasına” veyahut “deri zamanına” göre yapılırdı. 
 
On iki saatlik bir gece yolculuğunun, ve günün yorgunluğunda hazırladığımız yazımızı sizlere bu gece ulaştırmak istedik. Eksiklikler  ve hatalar için  özür dileriz. İyi geceler. 
  Bekir ALTINDAL

 
Etiketler: arsiv
Yorumlar
Haber Yazılımı UA-5724924-2