Yazı Detayı
22 Ağustos 2015 - Cumartesi 16:26 Bu yazı 1633 kez okundu
 
ÖĞRETMENİM NUR DA GELMİŞ..!
Abbas Kul
mail@mail.com
 
 

  (Bir 17 Ağustos Hikâyesi)  

Ağustos ayları, toplumsal hafızamızda coşku ve acıların yaşandığı zaman dilimleridir. Son olarak 17 Agustos 1999 yılı gece saat 3.15 de Marmara Bölgesinde büyük bir deprem olmuş ve 18 Bin insanımız enkaz altında kalarak, çok büyük sarsıntı ve acı yaşamıştık. 16 Ağustos ta, bu kadar cana, bu kadar yıkıma sebep olacak depremin olacağı hiç kimsenin aklının ucundan geçmiyordu.  Bu acı olayın akabinde kimi aileler tamamen yok oldu, kimi aileler tarifi mümkün olmayan şekilde parçalandı. Aç ve açıkta kalanlar oldu. Bu insanlara, gönlümüzü ve kucağımızı açmak bizlere düştü. Bu kucak ve gönül Anadolu’nun bir köyünde, kasabasında veya şehrinde vardı. Bu insanlara kucağını ve gönlünü açanlardan biri de Zile oldu. Zile’ye çok depremzede geldi. Bizler onları bize yakışır şekilde ağırladık. Hikâyelerini dinleyip, acılarına bir nebze ortak olmaya çalıştık. Bu konuyu bire bir yaşamış, kıvırcık saçlı, gözleri hep gülen Nur, un hikâyesini paylaşmak istiyorum.

     “1999 Ekim Ayında Sınıfıma Deprem bölgesinden bir öğrenci verileceği duyumu beni sevindirdi. Bu sevincim, gelecek öğrencinin acılarını paylaşım isteğimden geliyordu. Öğrenci sınıfa gelmezden önce deprem konusunda, depremi yaşayan insanlar konusunda sınıfımı yeterince tatbiki olarak bilgilendirdim. Gelen öğrenciyi sınıfta ki öğrencilerim hemen kabullendiler. Onu her türlü etkinliğin içine soktular. Misafir öğrenci kısa zamanda sınıfa uyum sağladı. Misafirimizin ismi Nur, kıvırcık saçlı gözleri gülen,” Nur” gibi bir çocuktu. Nur’un babası Zileli olduğu için, Nur Baba Annesinin yanına gönderilmişti. Depremde Nur’un ailesinden kayıp yoktu. Sınıf arkadaşlarının birçoğunu depremde kaybetmişti. Ailesi Nur’u deprem ortamından uzaklaştırmak amaçlı Zile’ye göndermişlerdi. Nur, konusunda ailesinden bilgiler aldım. Deprem sonrası davranışları konusunda bilgi alış verişinde bulunduk. Psikososyal olarak Nur’u iyi bir duruma getirmeye çalıştık. Pedagojik bilgilerimi uyguladım. Zaman geldi, Ders Planımda yer verdiğim “ Anlatım ve ifade“ Projesini uygulayarak, sınıfa şöyle bir soru sordum.

     ” Dün neleriniz vardı, bu gün neleriniz olmasını istersiniz.”

Amacım Nur’un depremden etkilenişinin ifade şekli idi. Öğrencilerin açıklanmasını istedikleri “Neleriniz var” sözcüğünün açılımını yaptım. Bu sorunun cevabını yazılı olarak verebileceklerini söyledim.

Her öğrenci ailesinin kendisinin neleri olduğunu, neleri olması ile ilgili isteklerini çeşitli şekilde yazılı olarak ifade etmişlerdi. Ben, bu soruya Nur’un nasıl bir cevap vereceğini merak ediyordum. Sıra ile her öğrenciye yazdıklarını okuttum. Sıra Nur’a geldi. Ben ve diğer öğrenciler heyecanla bekleşiyorduk. Nur sorunun cevabını yazmamıştı.  Gözümün içine bakıyordu. Ağlamaklı bir hal içine girmişti. Nur sen de oku demeye kalmadan:        

  - Öğretmenim ben yazamadım.

  - Olur, sen de sözlü anlatabilirsin Nur.

Üzerinde taşıdığı derin acıyla bir nefes aldı. Yanaklarından süzülen gözyaşı damlacıkları silerek:

“ Öğretmenim 16 Ağustosta her şeyimiz vardı. Evimiz arabamız, kendi odam, oyuncaklarım vardı. Okulum her şeyim vardı, ama 17 Ağustosta her şeyim yok oldu. Sevdiğim sınıf arkadaşlarım depremde öldüler, öğretmenimden hiç haber alamadım. Her şeyimizi kaybettik ”  diyebildi ve sözcükler boğazına düğümlendi. Kendisi ve bizleri hıçkırıklara boğdu. Kendimi tutamayıp öğrencilerimin karşısında hıçkırdığımı hatırlıyorum. Yaşanan bir acı, kısa ve öz olarak ancak bu kadar anlatılabilirdi.

  Sınıfça Nur’u teselli ettik. Yaşadığı o Travmayı unutturma çalışmaları yaptık. Geride kalan arkadaşlarına nasıl yardımcı oluruz konusunda konuşmalar yaptık. Bu konuda Nur’a aktif görev verdim. Sınıf arkadaşları ile birlikte olup, deprem mağduru arkadaşları için Okul da yardım kampanyası başlattı, Yardım kolileri oluşturdu. Oluşturulan kolileri babası vasıtası ile deprem bölgesindeki arkadaşlarına ulaştırdı. Nur 2000 yılı mayıs ayında tekrardan yaşadığı bölgeye döndü. Zile de bıraktığı arkadaşlarına ve okuluna teşekkür mektupları yazdı.

Aradan zaman geçti 2003 yılı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramın da Sınıfça Sayın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’i ziyaret için Çankaya Köşküne gittik. Çankaya Köşküne Yurdun çeşitli bölgelerinden öğrenciler gelmişti. Özellikle deprem bölgesi öğrencileri çoğunluktaydı. Kabul salonunda Sayın Cumhurbaşkanı beklenirken arka sıralardan yüksek bir ses.

   -Öğretmenim Nur da gelmiş.

   Diye bir ses yükseldi. Gelen sesin sahibi öğrencim Abdülhaluk idi. Onun için kaide kural söz konusu olamazdı. Yine kendi bildiği gibi davranmış, bütün dikkatin o tarafa çekilmesini sağlamıştı. Ortamda bulunan ulusal basın, diğer davetliler pür dikkat sesin geldiği tarafa yöneldiler. Benden önce öğrencilerim sesin geldiği bölgede bir sevgi yumağı oluşturmuşlardı.   Nur’u görmüşler hasret gideriyorlardı. Bu sırada Sayın Cumhurbaşkanı salona teşrif ettiler. Bu durum Protokol amirinin de dikkatini çekmiş olacak ki. Bizlere ikaz da bulundu. Bizde konuyu kendisine kısaca anlattık. Protokol amirinin Sayın Cumhurbaşkanına konu hakkında bilgiler verdiğini gördük. Depremzede Nur ile yolarımız bir daha kesişmişti. Hem de Türkiye Cumhuriyetinin en yüksek makamı olan Çankaya Köşkünde. Sarmaş dolaş bir buluşmamız oldu. Sayın Cumhurbaşkanın da dikkatini çekmiş olacak ki konuşmalarının arasında:

Biraz önce şu arka sıralarda gördüğüm manzara öğretmen öğrenci sevgisi olsa gerek sizleri kutluyorum” diyerek bizleri işaret etmiş, kabule gelen tüm öğrenci gurup ve katılımcılardan alkışlar almıştık…

Tören sonrası hal hatır sormalarımız oldu. Nur’u Cumhurbaşkanlığı Köşküne getiren gurubun öğretmenleri ile Nur hakkında konuştuk. Onların teşekkürlerini aldık. Nur’un yaşadığı o acı günleri atlattığını duymak bizler mutlu etti. Nur Kocaeli de yaşamına devam ediyor. Bu yıl (Dumlupınar Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü) Üniversiteyi bitirdi. Genç, güzel bir kız, idealist bir öğretmen adayı oldu. Hikâye kahramanımızla hal hatır sormalarımız, selam ve sevgilerimiz karşılıklı devam ediyor.”

Büyük acının küçük bir kesitini,  kısa bir süre öğrencim olan Nur ile ben de yaşadım. Her Ağustos Ayı geldiğinde o günler belleğimde canlanır, istemeyerek de olsa o acılı günleri tekrar yaşarım.

 

 
Etiketler: ÖĞRETMENİM, , NUR, DA, GELMİŞ
Yorumlar
Öne Çıkanlar
HULUSİ SEREZLİ' nin TÜM MAKALELERİ
Ulusal Gazeteler
En Çok Okunanlar
Yazarlarımız
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Galatasaray
32
33
3
2
10
15
2
Galatasaray
32
33
3
2
10
15
3
Medipol Başakşehir
30
25
3
3
9
15
4
Medipol Başakşehir
30
25
3
3
9
15
5
Fenerbahçe
29
31
2
5
8
15
6
Fenerbahçe
29
31
2
5
8
15
7
Göztepe
27
28
4
3
8
15
8
Göztepe
27
28
4
3
8
15
9
Kayserispor
27
23
2
6
7
15
10
Kayserispor
27
23
2
6
7
15
11
Beşiktaş
27
23
2
6
7
15
12
Beşiktaş
27
23
2
6
7
15
13
Trabzonspor
25
31
4
4
7
15
14
Trabzonspor
25
31
4
4
7
15
15
Bursaspor
24
27
5
3
7
15
16
Bursaspor
24
27
5
3
7
15
17
Sivasspor
22
20
7
1
7
15
18
Sivasspor
22
20
7
1
7
15
19
Akhisarspor
19
20
6
4
5
15
20
Akhisarspor
19
20
6
4
5
15
21
Kasımpaşa
18
24
7
3
5
15
22
Kasımpaşa
18
24
7
3
5
15
23
Alanyaspor
17
26
8
2
5
15
24
Alanyaspor
17
26
8
2
5
15
25
Yeni Malatyaspor
16
18
7
4
4
15
26
Yeni Malatyaspor
16
18
7
4
4
15
27
Osmanlıspor FK
14
22
9
2
4
15
28
Osmanlıspor FK
14
22
9
2
4
15
29
Antalyaspor
14
15
7
5
3
15
30
Antalyaspor
14
15
7
5
3
15
31
Gençlerbirliği
12
19
9
3
3
15
32
Gençlerbirliği
12
19
9
3
3
15
33
Atiker Konyaspor
11
13
9
2
3
14
34
Atiker Konyaspor
11
13
9
2
3
14
35
Kardemir Karabükspor
8
13
10
2
2
14
36
Kardemir Karabükspor
8
13
10
2
2
14
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv