Yazı Detayı
29 Ocak 2010 - Cuma 00:00 Bu yazı 3875 kez okundu
 
ZİLE 'DE KENT KÜLTÜRÜNÜN OLUŞUMU
Abbas Kul
mail@mail.com
 
 

ZİLE’ DE KENT KÜLTÜRÜNÜN OLUŞUMU

İnsanın yaşadığı her ortamın bir kültür birikimi olur. Bu birikimler farklı boyutlarda olabilir, tarihi, ekonomik, sosyal olabilir. Kültürel birikimler gelecek nesile sağlıklı şekilde  aktarılırsa ,kentin  ileriye taşınması ve korunması kolay olur.
         Bir yerleşim yerinin tanınması için ekonomik sebepleri olur. Bu sebepler Zile de hatırı sayılır biçimde mevcuttur.
     Zile Pekmezi, Zile için ekonomik bir semboldür. Pekmez Türkiye’mizin her yöresinde tanındığı gibi, yurtdışından da taleplerin olduğu bilinen gerçektir. Zile deki ticaret ehli insanlarımızın maharetleri hep anlatılır, girişimciliği anlatılır. Bu sayedeTürkiye pekmez piyasasında söz sahibiyiz diyebiliriz. Gıda piyasalarında “cevizli sucuk” olarak adlandırılan Zile’mizin  “Köme” sini. Zile dışında gördüğümüz zaman:
-A A  bu  bizim köme değil mi !
diye hayret ifade eden cümleler kurarız.
 Ve ya Zile Tarhanası için:
-Bak nişastalı olan tarhana Zile’nin,diğeri pestil..!
Gibi ifadeler kullanarak sergilenmekte olan ürünlerin bize göre eksikliklerini söyleriz.
Her hangi bir marka pekmez gördüğümüz zaman anında kıyaslamayı yaparız.Taraflı tarafsız her insanın beğenisini kazanan bir Zile Pekmezimiz vardır.Misafirimize ilk hediyemiz Pekmezimiz ,Şıra Tarhanamız ve Köme’miz olur.
Başka yörelerde “pestil” olarak isimlendirilen tatlı yiyecek, kış günlerinin aranılan
Tatlısı “Şıra Tarhana”sıdır. Zile’ye has yapılış özelliği olan bir değerdir. Zile Pekmezi nin coğrafik marka tescili yapıldı.  Köme’nin marka hakkı  Gümüşhane’ye,leblebimiz Çoruma kaptırıldı .Zile Tarhanası ile ilgili markalaşma çalışmaları başlatılmalıdır..Zilenin Pekmezi, Kömesi ve Tarhanası ile ilgili üretim,pazarlama ile ilgili çalışmaların yaygın şekilde yapılması Zileli olarak bizleri sevindirmektedir.
Kent kültürünü oluşturan boyutlardan bir diğeri tarihi olgudur. Bu olgu Zile de yeterince vardır.
 Bundan kırk elli yıl evvel oturduğumuzun kentin tarihsel değerini belki ölçemiyorduk.Bilgi çağı bazı gerçeklerin ortaya çıkmasını da hızlandırmıştır.Sigara Tiryakileri çok iyi bilir,Sigara paketlerinin üstünde yazan “veni vidi vici” sözcüğüne bakıp geçiştiriliyordu.Meğer bu sözcük bizim için ne kadar değerliymiş.! Bu sözü Roma İmparatoru Sezar’ın Zile de kazandığı savaş için söylediğini öğrenmiş olduk. Anlam olarak  “Geldim gördüm yendim “ şeklindedir. Bizler bu söze “Geldin gördün, yine bekleriz” anlamı katabiliriz.
Bu sözün Zile de söylendiği alanı kesin delillerle ispatlayabilir, anıtsal bir işaretleme yapılırsa Beş Bin yıllık tarihi olguyu ortaya çıkartırız. İşte o zaman Zile bizim için Uluslar arası Turizm markası demektir. Zile Kalesi bir semboldü .Yaşayan kalelere en büyük örnek marka bir yapıya sahiptir.
     Türk insanı inandığı inanç önderlerine olan saygısın her ortam da gösterir.Hz Peygamber (SA) Efendimizin Hırka i şerifleri den biri, geçmişte Zile de korunduğu bilgisi malumunuzdur.Korunma amaçlı olarak ,Ankara Etnoğrafya Müzesine götürüldüğü ve orada sergilendiği bilinmektedir.Bu kutsal emanet Zile için tarihi bir olgudur.İnanç Turizmi açısından bu değerin sergileneceği mekan Zile olmalıdır.Hırka i Şerifin Zile sergileniyor olmasının  manevi ve maddi getirisini düşünmek bile bir getiridir.! Bu konu da “Zile Müzesi” çalışmalarının hızlandırılması gerekmektedir. Zile de yaşan bir Osmanlı Mekan kültürü vardır. Zile’ye gelen yabancı konukların ilk ilk sözleri:
-Yaşayan saklı bir Osmanlı kenti..!
Dediklerine şahit olmuş biriyim. Yukarda da belirttiğim gibi yaşadığımız kentin değerini yeni keşf etmeye başladık. Orta Asya izleri taşıyan , yaşatılan Alevi Bektaş-i kültürünü hiç gale almadık. Zileli olarak kendimize hep kendi aynamızdan bakıp,aynı görüntüye aşına olduk. Beypazarı gerçeği bizi derin uykudan uyandırdı. Beypazarı’nı gezip görenler vardır. Safranbolu evlerini gezip görenlerimiz vardır
Zile ile kıyaslama yapılınca gerçek ortaya çıkar. Zile de 3600 tane tescilli Ahşap tarihi değeri olan ev var iken. Gerek Safranbolu gerek Beypazarı’nda ancak Zile’nin onda biri kadar eski tarihi yapı vardır.Bu kentler tanıtım ve alt yapı sorunlarını çözdükleri için, çok mesafe almış durumdalar. Bizlerde Zileli olarak bu açık mesafeyi kapatmamız gerekir. Öncelikle bu tür bir mekana sahip olan Zileliye çok iş düşmektedir. Belki Daha konforlu bir mekana taşındığı için çocukluğunun geçtiği evini ocağını terk etmiş olanlarımız çoktur. Terk edilmiş “Eski ev” olarak isimlendirdiğimiz “Baba Ocağına” bir daha göz atalım. O mekanda neleri bıraktık. Belki kendi özel tarihimiz orada bir yerde yazılı olabilir Özel tarihin içinde, bir yere kazınmış doğum ve, evlenme tarihlerimiz vardır. Bizi, ailemizi hatırlatan bir sembol mutlaka vardır. Sokağımız, komşularımız ve komşuluk kültürümüz, oyunlarımızı, düğünlerimizi, bayramlarımızı, acı ve tatlı anılarımızı bırakmış olabiliriz.Belki yaşanmış günler geri gelemeyecek,ama o mekanları tekrardan yaşanabilir hale getirmek mümkün olabilir.Yerel yönetim ve Kültür Bakanlığının destekleri söz konusudur.Projelendirme çalışmalarında sona gelinmiştir.Maddi gücü yerinde olan ,Zileli yaşadığı eski evini restore ettiği zaman kendimizden söz ettirmesini başarabilir.Bunun örnekleri şu an vardır.Her mahallede ve sokakta tür çalışmaların yapıldığına şahit olabiliriz.En büyük örnek “Halaçların Evi” olarak bilinen binayı Dinçerler ailesi restore ettirdi ve”Dinçerler Konağı” adı ile hizmete hazır hale getirildi.Yeni Hamam karşısında şu an restoresi devam eden evi görmenizi salık veririm. Zile de maddi gücü yerinde olup ta eski tarihi evi olan bir çok aile var. Bunlarda birer örnek olabilirler. Zile’miz eşrafından olup ta şemsiyelerinin altında bir çok kişiyi barındırıp, iş verdikleri bilinmektedir. Zileliye de bu yaraşır.Zile ve Zile dışında isdihdam sağlayan varlıklı hemşehrilerimizin yatırım planlamaların da öncelik “Memleketimindir” demelerini bekliyoruz.
Restorasyon konusunda verilmiş sözlerin olduğunu hatırlıyorum. Verilen sözler Zile Platformu toplantı tutanaklarında mevcuttur *
Tahirsel dokunun ortaya çıkarılması ve değerlendirilmesi için alt yapının da tamamlanması gerçeği unutulmamalıdır.
Öncelik ulaşım sorunu vardır. Geç kalınmasına rağmen Zile Alaca yolunun bir kısmı yapıldı ve ulaşıma açıldı. Bu yolun bütün olarak düşünülmesi gerekmektedir. Bazlambaç Alaca, Alaca Ankara yol ayrımı yapımının hızlandırılması gerekmektedir. Bu konuda Zile Siyasetçisinin ve Bürokratının aktif olması gerekmektedir. Ulaşım ile ilgili diğer bir boyutta Zile Amasya yolu gerçeğidir. Amasya’ya gelecek olan turların Zile’ye en kestirme yoldan ulaşımlarının sağlanmasıdır. Bu yolun islahı gerekmektedir.
Gelecek olan misafirleri en iyi şekilde otantik ortamda ağırlayıp, barınmalarını sağlamamız gerekir. Misafirlere Restorasyonu yapılmış evlerimizin güzelliklerini aktivitelerle göstermemiz gerekir. Konaklama konusunda. Zilelinin bilgilendirilmesi ve eğitilmesine önem verilmelidir. Halkımız  pansiyon ve pansiyonculuk, işletmecilik konusunda bilgi sahibi yapılmalıdır.Bilgilenme amaçlı gezi ve seminerler düzenlenmelidir.
Ağırlamada çalışacak elamanları yetiştiren Üniversitemiz vardır. Elaman sıkıntısı yaşanmayacaktır .G.O.P  Üniversitesi Turizim Meslek Yüksek Okulunun Zile de olması turizm açısından bir fırsattır.Turizim de insan sirkilasyonu iyi yönlendirildiği an sonuç çabuk ve sağlıklı alınır.Turizimde sirkilasyonlar alt yapı ile  doğru orantılıdır. Amasya, Zile, Ballıca üçgenin de mutlak yerimizi almamız gerekir. Diğer bir güzergah Hattuşaş, Maşat Höyük, Zile, Ballıca Mağara’sıdır. Bu sebeptendir ki Zile Alaca yolunun bütün olarak yapılması gerekir. Bu bölgelere turların gelmesi, konaklaması sağlıklı alt yapıya bağlıdır. Gerek Amasya güzergahı, gerek Alaca güzergah Zile için atardamardır.
 Bu damarları ne kadar sağlıklı tutabilirsek bundan Zile kazançlı çıkar.
Oluşan yeni Kent Kültürünün diğer bir boyutu reklam ve tanıtımdır. Öncelikle Yerel Basının bu konuya sık sık gündeme getirmesi gerekir. Haber değeri olan her olay mutlaka duyurulmalıdır. Hatır gönül ilişkisiyle habercilik yapılamaz.Doğrumuzu bildiğimiz kadar, yanlışlarımızı da görmemiz gerekir. Görünmezleri görünür hale yerel basın getirir.
Ulusal Basının İlçemize olan ilgisinin arttığını gün be gün görüp okuyoruz. Basın konusunda azımsanmayacak kaynak değere sahibiz. Gerek TRT, gerek Ulusal Basında çalışan çok Zileli vardır. Bu kişiler bizim için bir fırsattır. Fırsatları değerlendirmek bizlere düşer. Sayın İbrahim Şahin (TRT Genel Müdürü) Sayın Bayan Ayşegül  Sarısoy Aran, (TRT İzmir TV yapımcısı) Sayın Şakir Özbek (TRT İstanbul Bölge Müdürü) gibi .Bu hemşerilerimiz  her türlü imkanı, Zile için kullandılar, kullanmaya da devam edeceklerinden hiç şüphemiz yok. Canlı Tv yayını Turizm Destinasyon Belgeseli,TRT Avaz Bekir Altındal Belgeseli vb. Tv yapımları ile Zile ve Zilelinin yanında olduklarını gösterdiler.Araştırmacı Yazar Bekir Altındal,Yardımcı Doçent Doktor Mehmet Yardımcı,Prof Ali Özçağlar,Araştırmacı Yazar Ufuk Mistepe, Heykeltıraş Cahit Koççoban  gibi, hatırlayabildiğim düşünen, yazan,araştıran, çizen insanlarımız Zile Kültürüne değer katmaktadırlar.Çağımızın Dede Korkutu Merhum Necati Sepetçiolu, Şair Cahit Kulebi, Prof .Ahmet Taner Kışlalı,Arif Kılıç Zile Kültürünün mihenk taşlarıdır.Her Zileli bu kişileri bilmeli ve gelecek nesillere aktarılmalıdır.
      Kültürel aktarım yaşamak ve yaşatmakla olur. Sağlıklı bir geçmiş kültür geleceğe bilgi ile aktarılır. Bu bilgi ve becerinin her Zilelide olduğunu düşünüyorum. Zile’nin geleceği Tarımsal Sanayi ve Kültür Turizmine bağlıdır. Bu olgunun gerçekleşmesi sağlıklı düşünen, geçmiş kültürünü özümseyip geleceğe taşıyan insanlarımızla olacaktır. Yaşanmış kültür ile yaşanmakta olan kültürler harmanlanmalıdır. Böylece yaşayan ,yaşatan ,üreten bir kent kültürü oluşturabiliriz.    
Abbas KUL- 25.01.2010
                        

 * Zile Platformu yaklaşık bir yıldır çalışma yapmıyor. Niçin ?                                 

 
Etiketler: arsiv
Yorumlar
Haber Yazılımı