Yazı Detayı
03 Aralık 2009 - Perşembe 00:00 Bu yazı 3921 kez okundu
 
BAYRAMLARDA HATIRLANMAK..!
Abbas Kul
mail@mail.com
 
 

Hatırlamak, hatırlanmak insana özgü bir davranış biçimi olsa gerek. Zaman içinde hatırlanmak isteriz. Uzağımızda ki tanıdık , eş,dostu hatırlarız. Birlikte geçirdiğimiz saatler, paylaştığımız yaşantılar hatırlanma sebepleridir. Kasım ayı içinde bu duyguları yeterince yaşadım. Gerek 24 Kasım Öğretmenler günü ,gerek Kurban Bayramında tanıdıklarımdan beni hatırlayanlar oldu.Bunu çeşitli şekilde dile getirdiler. Bayram Arifesinde bir dosttan uyarı alarak e-posta maillerime baktım. Eski bir öğrencim bana duygu dolu bir ileti göndermiş.
Bu iletiyi noktasına  virgülüne  dokunmadan sizlerle paylaşmak istedim.
“ Sevgili Öğretmenim..!
Hayatımın en kritik yıllarında sizden yol ve yön öğrenmek üzere karşınızdayım.
Ben,bir beyaz kağıt gibiyim.Sizin bana yazdıklarınız,bana ömür boyu yol göstere-
cek . Beni yetiştirseniz, elimden tutup yol gösterseniz,aileme,ülkeme ve tüm insanlığa faydalı bir insan olabilirim.
Ailem bana ne kadar yardımcı oldu, beni hangi noktaya getirdi bilemem. Fakat onlardan gördüğüm terbiyenin, görgünün ötesinde sizin aydın, bilgili, ileri görüşlü eğitiminize ve ufkunuza ihtiyacım var.
Belki sizinde sıkıntılarınız var. Belki maaşınız yetmiyor, belki çocuğunuz hasta, beklide bizim bilgimizi artıracak çalışmalara ayıracak geliriniz ve zamanınız yok. Fakat siz fedakarlık gösterirsiniz, ben bunlardan en az etkilenir, sizin tatlı tebessümünüz ve başımı okşamanızla beklide ben eksiksiz yetişirim.
Ama ben yatırımların en karlı sektörüyüm. Bire bin veren bereketli bir toprağım. Çokta vefalıyım. Benim başımı okşayıp cani gönülden elimden tutanı unutmam. Yükseldiğim yerde üzerimdeki imzanızı herkes okur.Ya bunun tersi;sokaklara düşmek,sahipsiz kalmak,ya da sarayların,villaların içinde sokakta gibi sahip olmak..!
Ne olur elimden tutun ailemin ve sizin ortak eseriniz olayım.Ülkeme ve insanlığa sizin öğrettiğiniz gibi hizmet edeyim.Ne olur elimden tutun dediğimde..!
Beni Zile’nin Olukman Köyü İlkokulunda altı yaşında öksüz bir öğrenciydim. Okul deyince bilinen kaloriferi olan, hademeleri olan,her sınıf

İçin öğretmeni olan bir okul değildi. Bu okul birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar herkesin aynı sınıfta öğrenim gördüğü, hademe, müdür,öğretmeni memur gibi görevlerin tek kişi üzerine yüklenen, ahşap yapılı bir okuldu. Bu okulun öğretmen lojmanı olmadığı için hergün Zile köy arası altı kilometrelik yolu yaz kış yaya olarak gidip gelmesine rağmen , eğitimimizi bir gün olsun aksatmadığı gibi hayatından hiç şikayetçi olmamıştır. (Benim öğretmenime göre imkanları kat kat iyi olan, çocukların eğitimini aksatıp sokaklara dökülenlerin kulakları çınlasın) Ellerinden öptüğüm bu öğretmenim ilçedeki öğrencilerden geri kalmamamız için imkansızlıklar içinde ilçenin imkanlarını köyümüze getiriyordu.1980 li yıllarda bizleri deneme sınavlarına tabii tutuyordu. Yediği mandaline,portakal dilimlerini bizlerle paylaşıyordu.Şimdilerde okul aile iş birliği etkinliklerini,öğretmenim 80 li yıllarda hayata geçirmişti.Bu gibi çalışmaları olmasaydı,bize ve ailemizin önüne modeller koymasaydı şu an köyümde ben ve benim gibi bilmem kaç kişi işsiz güçsüz hayata tutunmaya çalışmış olacaktık.Bize, havaya,suya nasıl ihtiyacımız varsa, kitap okumayı da yaşamsal ihtiyaç olarak benimsetti.Bizim yüzümüzden kendi çocuklarından ve ailesinden ne kadar fedakarlık yaptığını baba olunca anladım.Öğrenci üzerinde  otorite ve şefkat arasındaki o ince çizgiyi nasıl ayarlıyordu hala anlamış değilim.Öyle bir çizgiydi ki annesinden küçük şefkat tokadı yiyen bir bebeğin annesinden kaçması gerekirken,tekrardan anne sinesine sarılması gibi bir şeydi. (Tokat derken, buradaki tokat sözcüğü temsili olarak kullanılmıştır yanlış anlaşılmasın).Bizleri, köy kaderimizden ondan başkası alıp çıkaramazdı. Biliyorduk ki o bizim daha iyi yaşam olanaklarına, daha iyi eğitim almamız için temeller atıyordu. Yine ellerinden hürmetle öptüğüm öğretmenimin eşi yengem bizi öz çocuklarından ayırmazdı. İlk Okuldan mezun olduktan sonra bizim peşimizi bırakmadı. Hala bu gün bizim aileden birilerini görse bizlerin halinin nice olduğumuzu sorar. Bu eğitim anlayışı köyümüze bize çok şeyler katmıştır. Bunu sonucu olarak 15 hanelik köyümün o dönem öğrencilerinden  hakim, öğretmen
Polis, imam, maliyeci gibi her meslekten memurların yetişmesinde büyük katkıları olmuştur.Bu durum yeni nesil öğretmenlere inşallah örnek olur.!
Bu öğretmeni uzaklarda aramaya gerek yok. Zilelinin yakinen tanıdığı, benim de babam gibi canımdan çok sevdiğim,imkansızlık nedir bilmeyen İlk Okul Öğretmenim  Abbas Kul’dur .Öğretmenim öğretmenler günün ve Kurban Bayramını tebrik ederim
Size laik olmaya çalışıyor,sizi utandırmamaya hep gayret ediyorum.Her şey gönlünüzce olsun  “
Mustafa Türk
( Kırıkkale Emniyet Müdürlüğü).


24 Kasımda hatırlanma anımı sizlerle paylaşmaya çalıştım.Yorumlar sizin….
                                                                                       27.11.2009
                                                                                       Abbas Kul


 

 
Etiketler: arsiv
Yorumlar
Haber Yazılımı UA-5724924-2