Yazı Detayı
13 Kasım 2009 - Cuma 00:00 Bu yazı 3901 kez okundu
 
SAHİPLENME VE KULLANMA HAKKIMIZ
Abbas Kul
mail@mail.com
 
 

SAHİPLENME VE KULLANMA HAKKIMIZ

Sahiplenme duygusu insanlara has bir duygudur. Bu duygular hayallerimizi daima işgal eder. Hayal alemimiz o kadar geniştir ki , çok şeyler isteriz.! İstediğimiz imkanları başkaları ile paylaşmayı, göz ardı ederiz. Ortak kullanıma sahip olduğumuz imkanları “ keser” misali sahipleniriz, “testere” misali olmayı, düşünmeyi aklımızın ucundan geçirmeyiz !
  Zile’nin iki ana caddesi var. Şehri güney, kuzey, doğu, batı istikametinde ikiye ayıran Cumhuriyet Caddesi ve güney istikametinde ki İstasyon Caddesi .
Zile’miz ekonomisine katkı sağlayan iş yerleri genel olarak bu bölgelerde sıralanmıştır. İş yerlerinin bir kısmı kira, bir kısmı iş yerinin sahibi konumunda faliyetlerini sürdürmektedir.
Zile’nin tarihi bir dokusu olması hasebiyle ana caddeleri dardır. Caddeleri standart hale getirmek, genişletmek kolay olmayan bir gerçektir. Bu caddeler kullanım ve yasal olmayan sahiplenme ile daha da daraltılıyor. İş yeri sahibi kendince “Park Yapılmaz” levhasını hazırlamıştır. Kendi aracını istediği gibi park eder. Kendi aracı olmadığı zaman, malum levha yerine konmuştur. Başkaları bu boş alana park edemezler. Yalan yanlış birileri bu boşluğa arabasını park ettiği zaman başına gelmedik kalmaz. Bu bölge sahiplenilmiştir. Bu konuda alınmış yasak kararları onları bağlamaz.! Kendilerince mazeretleri hazırdır. “ Bura benim dükkanımın önü” der. Kendince özel aracını iş yerinin önüne sürekli park etmek onun hakkıdır. “İşyerinize gelir giderken toplu taşım araçlarını kullansanız iyi olmaz mı” ?
 Derseniz;
 Ummadığınız sert bir tepki ile karşılaşmanız olasıdır.! Kendi düşüncesine göre, iş yerinin önü olması ona bu sahiplenmeyi sağlamıştır. Ortak kullanım olması önemli değildir. Bu görünümler caddeler içindir. Yaya kaldırımlarının sahiplenilmesi ileri düzeydedir.
 İş yeri sahibi işyerinin çalışma ruhsatını alırken yapacakları ve yapamayacaklarının talimatını da almıştır.Yaya kaldırımı adı üstünde yaya olan insanların kullanım alanıdır.Sahiplenme ve kullanma hakkı yayalarındır.İş yerinin teşhir alanı değildir.Yaya yolunun kullanımı ve sahiplenme hakkı nasıl ve kimden alınmıştır.! Niçin dışarı taştın sorusuna

Mal dükkana sığmıyor
 Şeklinde cevaplar verilir. Ne hikmetse dükkana sığmayan mallar akşam olunca yok olmuştur.Yaya yolunda sergilenen mallar
    -  Satılmış mıdır ?
    -  Hayır .
    -  Dükkana taşınmıştır !
Yaya kaldırımını kullanan insanlarımız “step dansı” yapar gibi yaya kaldırımından ana caddeye in çık yapmaktadırlar. Caddeler arabalarla,yaya yolları sergilen mallarla işgal edilmiştir.Böyle bir anlayışla müşteri beklemek,müşteri çekmek nasıl bir anlayıştır,bu durum nasıl izah eldir, anlaşılır gibi değildir!. Çözümü konusunda fedakarlık söz konusu olduğu dile getirildiğinde karşı taraftan beklenti içine girilir:
- Hep beni mi görüyorsunuz, burası benim kapımın önü istediğim gibi kullanırım !
   veya
-Beni ilgilendirmez, herkes dışarı taşıyor.
Gibi mazeretler üretilmektedir
Sigara yasağı kapsamının genişlemesi nedeni ile kahvehane müşterileri dışarıya taşmıştır. Kahvelerde sigara içilemediğinden “Tiryaki müdavim”ler kaldırım işgalcisi durumuna düşmüşlerdir. Bu görünümden komşu dükkan sahipleri ve bayan müşteriler şikayetçidir . Kahveci, müşterisi için yaya kaldırımına sandelye çıkartıp oturtmaktadır. Oturulan alan sigara izmariti ile kirletilmektedir. Müşterisini kaçırmak istemeyen kahveci yaya yolunu sahiplenmiştir. Onun için o gün orada oturup sigara ile çayını yudumlayan müşterisi önemlidir. Yaya yolunu kullanacak olan kimselerin önemi yoktur. Komşusu önemli değildir, yoldan gelip geçen bayanlar önemli değildir. “Ben kazanayım” mantığı her şeyin üzerindedir. Keser misali, yasal olmayan bir sahiplenme duygusu hakimdir .
Üç yıl evvel Uzun Çarşı da trafiğe kapalı bir alan oluşumu sağlandı. Otantik bir görünüm oluştu. Ortasına fidanlar dikildi, ışıklandırıldı. Aradan az bir zaman geçmesine rağmen bu durumdan yakınmalar başladı. Sıkıntının özellikle Musalladan çıkan cenaze kortejlerinin geçişi sırasında yaşandığı şeklindeydi. Ortadaki fidanların geçişlere mani olduğu dile getiriliyordu. Bu düşünceden hareketle gereken tedbir alındı. Ortada ki fidanlar kaldırıldı. Görüldü ki Cenaze geçişleri pek de sebep değilmiş. Sebep, Uzun Çarşıyı sahiplenmekmiş. Çarşı da ki görüntüler bunu doğruluyor. İş yerleri olabildiğince Çarşının parke döşemelerine yayılmış, yayalar labirent oynar misali sergilenen malların üzerinden atlayarak geçmek zorunda bırakılmaktadır. İki geçeli mal teşhiri yapılmaktadır. İş yerinin içi boşaltılmış satışa sunulan mallar yolun iki tarafın da görücüye çıkartılmış. Semt pazarı görüntüsü oluşturulmuştur. Yetkililerin uyarıları karşısında akla hayele gelmeyen mazeretleri sıralanmaktadır. İlçemizin bu bölgesi yasal olmayan sahiplenme duygusu ile kullanılmak istenilmektedir. Sahiplenme duygusu çok güzel bir duygudur. Sahip olacağımız mekanın  kimin olduğu kararını bize yasalar verir. Bunu elimize aldığımız belgelerle kanıtlarız. Hareket ve faliyet alanımız bellidir. Kimse görmez, kimse bilmez  boş ver mantığı bize sahiplenme hakkını vermez. Şahış olarak kullanım alanlarımız vardır. Bu alanlarda tasarruf hakkımız bize aittir. Ortak alanlar için  bu hakkı kullanırsak o zaman işgalci durumuna düşeriz. İşgalciliğin de bir yaptırımı olur. Malesef Zile’nin Cadde ve Çarşıları gelişi güzel sahiplenilmek istenmektedir. Yaşadığımız , iş yaptığımız,rızkımızı kazandığımız  bölgeyi paylaşmakla korumakla sahipleniriz.İşgal etmekle sahib olamayız.
Bu konuda şu söz her şeyi anlatmaktadır. “Kapının arkası senin, önü hepimizindir
                                                                                                                          13.11.2009
                                                                                                                          Abbas KUL

 
Etiketler: arsiv
Yorumlar
Haber Yazılımı UA-5724924-2