Yazı Detayı
08 Temmuz 2009 - Çarşamba 00:00 Bu yazı 8526 kez okundu
 
ZİLE'DE ÂŞIKLAR KAHVESİ OLUŞTURULMALI VE ÂŞIKLAR ANIT HEYKELİ YAPILMALIDIR
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Yardımcı
mail@mail.com
 
 

Âşık Edebiyatı tarihinde Zile önemli bir yere sahiptir. Yetiştirdiği âşık sayısı açısından İlçe bazında ilk sırayı alan Zile;  İstanbul, Kars, Erzurum, Sivas, Adana ve Konya’dan sonra da il  bazında  ön sıralarda yer almaktadır.
 İstanbul Kuruçeşme’deki Kâtip Mahmut’un Çalgılı Kahvesi, Aksaray’daki Kadayıfçı Ali’nin Çalgılı Kahvesi, Divan Yolu’ndaki Arnavut Mehmet’in Âşıklar Kahvesi, Eyüp Defterdar İskelesi’ndeki Kâhya İsmail’in Âşıklar Kahvesi, Kasımpaşa’daki Midyeci Süleyman’ın Âşıklar Kahvesi, Beşiktaş Saman İskelesi’ndeki Zil İzzet’in Çalgılı Kahvesi’nin yanı sıra edebiyat tarihine geçen  Âşık Kahvelerinden üç tanesi Zile’de yer almaktadır.
 Kahvenin  Türkiye’de  açılmaya ve yayılmaya  başladığı dönem, âşık tarzı şiir geleneğinin Anadolu’da kendini hissettirmeye başladığı 16. yüzyıla rastlamaktadır. Bu durum âşık tarzının doğuş ve gelişimine  âşık kahvelerinin zemin hazırladığını göstermekte olup Zile âşık kahvelerinin de bu oluşumda pay sahibi olduğunu  işaret etmektedir.
 Âşık Talibî’nin  Âşıklar Kahvesi çalıştırıp kahvecilikle geçindiği bilindiğine göre  18. yüzyılda Zile Âşıklar Kahvesinin varlığı kanıtlanmaktadır.
 19. yüzyılda Erzurum, Kars, Konya Karaman’da birer âşık kahvesinden söz edilirken, Zile’deki Âşık Kahveleri ile ilgili 19. yüzyılda tutulmuş bir mecmuada: “Deri zamanı çeşitli memleketlerden gelen âşıklar  Çardak Kahve, Tomoğlu Kahvesi ile Boğaz Kesen Kahvesini mekân tutup bir ay çalıp söylerlerdi” ifadesi  dikkat çekicidir.
Bilindiği gibi Deri, Panayır demektir.  Meydan âşıkları da panayırlarda çalıp söyleyerek sanatlarını icra eden kişilerdir. Burada hem Zile Panayırının önemi vurgulanmakta, hem de Âşıklık geleneğinin ne denli canlı oluşu işaret edilmektedir.
Âşık kahveleri günümüzdeki oyun mekânı olarak düşünülmemelidir. Âşık kahvesi müştemilatı ile bir külliye olup bir çeşit âşık konukevidir.  Gurbetten sazı omzunda gelen âşık, bir süre âşık kahvesinin gözde misafiri olarak konuk edilir. Yatakhane olarak kullanılan bölümde yatar, yöre âşıkları ile  çalıp söyleyip, atışmalar yapıp, askı asıp âşıklık geleneğini yerine getirir.
18. yüzyılda Talibî’nin çalıştırdığı Zile Âşıklar  Kahvesine  gelip ustalıklarını sergileyen İstanbullu âşıklar uzun süre haber alamadıkları Âşık Tâlibî’yi, Zileli âşıklardan Fedaî’nin İstanbul Kumkapı’daki âşıklar kahvesine uğradığında oradaki âşıkların Tâlibî’yi sormaları ve  Fedaî’nin:
 Dediler mevlidin olur nereden
 Dedim ki aslımız olur Zile’den
 Dediler Tâlibî n’oldu oradan
 Dedim bir Fâtiha ihsan İstanbul
deyişi âşık kahvelerinin değeri ve âşık edebiyatı üzerindeki işlevinin önemli kanıtlarındandır.
 Kimi il ve   ilçeler kendi bağrında yetişmiş âşıkların heykellerini kentlerine dikerek adlarının kalıcılığını sağlayıp önemli bir işlevi yerine getirmektedirler. Mut’ta Karacaoğlan heykeli,  Niğde’de Âşık Tahirî  heykeli, Develi’de Seyranî heykeli, Bolu’da Köroğlu heykeli,  Hacı Bektaş’ta Pir Sultan heykeli,  Niksar’da  Âşık Emrah anıt mezarı bunlardan sadece birkaçıdır.  Tâlibî, Ceyhunî, Ârifî,  Fedaî, Sadık Doğanay gibi ünü tüm yurda yayılmış Zileli âşıklar da en  azından varlıklarını simgeleyen  âşıklar anıt heykelini hak etmektedirler.
 Duygusu, sevgisi ve gönül dünyası zengin olan Zile halkıyla bütünleşen âşıklık geleneği, Zile kadar hiçbir kentin bahçesinde yeşerememiştir.  Beşiğin başındaki annenin dudağında ninni, kocası askere giden gelinin ağzında manî, elini kulağına atan delikanlının ağzında türkü olup âşığın sazının telinde gönülden gönüle ses verip yüzyıllar boyu yaşatılmış bu gelenek,  oluşturulacak otantik bir âşık kahvesi  ve simgeleştirilecek bir âşıklar anıt heykeliyle belgelenmelidir.
 Bu konuya çok sıcak baktığını Kızılcahamam buluşmasındaki konuşması ile vurgulayan belediye başkanımız sayın Lütfü Vidinel’den  Boğazkesen Boğazkesen Âşıklar kahvesini geleneğe uygun biçimde oluşturmasını ve kale yolu önündeki üçgen parka âşıklar anıt heykelini yaptırmasını bekliyoruz.  Saygılarımla.

* Dokuz Eylül Üniversitesi, Buca eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölüm Başkanı

 
Etiketler: arsiv
Yorumlar
Haber Yazılımı UA-5724924-2