Yazı Detayı
02 Temmuz 2009 - Perşembe 00:00 Bu yazı 8752 kez okundu
 
AİDİYET DUYGUSU
Abbas Kul
mail@mail.com
 
 

Bu günlerde Zile’mizin ara sokaklarında üç beş kişilik gruplara rastlayabilirsiniz. Bu grubu oluşturana kişilere dikkatlice bakınız mutlaka tanıdık simaları görmeniz mümkündür. Bu kişiler gezdikleri mahalle ve sokaklarda ”Zamanı arayan” Zile özlemi çeken kişiler olabilir. Kişilerin hal ve hareketlerinde, Zilelilik görebilirsiniz. Bakışlar ürkek ve biraz meraklı tavırlar içinde olabilirler. İhtiyar annesi veya babasını gezdiren bir genci görebilirsiniz, çocuklarına geçmişte yaşadığı evi veya sokağı tanıtmaya çalışan, dünün komşu oğlu veya  komşu kızını tanıyabilirsiniz. Belki o kişilerin evlerinde sizler oturuyor olabilirsiniz. Oturduğunuz  eve sonradan sahip olmuş da olabilirsiniz. Bu gün sizin olan evi dikkatlice gözlemleyen, anılarını arayan birilerine rastlayabilir veya konuşabilirsiniz.Bunlar Zile’ye gelmek için bahaneleri olanlardır.! Ziyaret olabilir. Akraba veya tanıdıkların sünneti veya düğünü vesile olmuştur. Onlar Zile’ye ait olduklarını düşünmektedirler. Hele şu günler de bu tip görüntüleri yakalamanız olasıdır. Siz olmasanız da bir tanıdık veya komşunuz bu anı yaşayabilir.
 Geçmiş anıları, Zile’nin Çay Mahallesinde, Zincirli Hülya,Yazıcı Mahallesinde, Orta Mahallede,Hacı Mehmet Mahallesinde,Kislik’te, Seyhkolu Mahallesinde kalmıştır.Mahalle veya sokağındaki evinde hasret gidermeye gelmiş aile bireyleridir.Kimi sokağındaki,ağacın yerini tarif eder,kimi saklambaç oynadığı yeri,kimi de akşam karanlığında siyah makara ipini kapı tokmağına takıp karşı köşeden, Rıza Emmi’nin kapısını çaldığını ve Rıza Emmi’ye muhacir aksanı ile nasıl  sinkaf ettirdiğini anlatan Zile sevdalısı birini duyabilirsiniz.Anılarda hep özlem ve,arzu vardır.Mahalle de oturmaya devam eden biri ile karşılaşıldığı zaman göz yaşlarının sel olduğunu görürsünüz. Cumbalı hayat ve sofası, kileri, balkonu korunmuş evlerin eski sahipleri ile yeni sahipleri arasındaki muhabbet bir başka olur. Ev içinde kazınmış özel işaret ve semboller anlatılır. Doğum günü tarihi yatak odasının kapı arkasına kazınmıştır.Doğum saati, günü, ayı ve yılı orada yazılıdır.Babaanne görmeden, kilerden Köme’yi nasıl aşırdığını çocuğuna anlatan birini duyabilirsiniz.Mahallenin gençleri ile Esvap Çayında Kel Motak oynarken tanıdığı kıza aşık olduğunu,kızın babasından yediği dayağa rağmen sevdiği kızın bu gün eşi olduğunu anlatan yürekli Zile delikanlısını görebilirsiniz. Pazar günleri her bağda misafir ailelerin bulunduğunu anlatan birini duyabilirsiniz. Adliye Memuru Selim Bey veya Nüfus Müdürü Taci Bey ailesi  evinde garip olarak bırakılmaz, mutlaka komşuları tarafından  bağ veya bahçeye misafir edildiğini dinleyebilirsiniz.Üst düzey misafirlerin bağlarda ağırlandığı ertesi gün yayımlanan Zile Postası Gazetesinden öğrenildiği gibi geçmişte yaşanmış anıları anlatana birilerine rastlayabilirsiniz.
 Değişen sosyo ekonomik şartlar, geçmişte yaşam mekanı olmuş bu yöreleri tekrardan gündeme getirmiştir. Ait oldukları yer özlemi ön plana çıkmıştır. Özellikle tarihi dokunun korunması ve miras olarak gelecek nesillere aktarılması ile ilgili yeni fikirlerin oluşmasını doğurmuştur. Modern şehircilik anlayışı içindeki yaşam tarzı, insanımızı sıkmıştır. Geçmişte yaşadığı şehir, mahalle ve sokak kültürünü aramaktadır.Ailesinin rıskını kazanmak veya bazı özel şartlar bu insanları yerinden  yurdundan uzaklaştırmıştır.”Doğduğun yer mi, doyduğun yer mi “ mantığı gerçekleşmiştir.Zaman zuhur etmiş ve aidiyet duygusu ağır basmıştır. “Ben Zile’ye ait im” denmiş ve “Zile için her şeyimle varım” derecesine ulaşmıştır. Bu düşünceye en büyük örnek Dinçerler ailesidir. Zile de “Dinçerler Eğitim, Kültür, Sağlık Vadisi “ olarak adlandıracağım eserleri bizlere kazandırmışlardır. Daha da kazandıracaklarından kuşkumuz yoktur. Yapılan Okullar,Sağlık Ocakları bizlere emanet edilmiştir.Bizlerde bu eserlerin korunması,bakılması için kurum yetkililerine emanet etmişizdir.Etmişiz ama korunması için neler yapılmış veya yapılmamış .Yapılamamış ki:
   Sayın Cemalettin Dinçer Beyi çileden çıkarmış.!
   Sayın Dinçere:
 -Nedir sorun Cemalettin Bey ?
    Diye sorduğumda aldığım cevap:
“Yunus Emre Mahallesindeki Sağlık ocağının bahçesi ottan görünmez hale gelmiş Bina duvarlarından mermer levhalar kopmuş yerine tekrar yerleştirilmemiş .Bu binalar Zilenin
 Zilelinin .Bu kadar duyarsızlık olamaz beni üzen konu bu.”
Şeklindeki şikayetleri ortamda bulunan herkesi üzmüştür.
Bu eserleri emanet ettiğimiz Sayın yetkili konumda kişi veya kişiler.!
Sizler her gün sabah öğle akşam o binaya girip çıkıyorsunuz.Bu binalar sizlere emanet edilmiş. Bu çirkinlikleri göremiyor musunuz, yoksa benim işim değil “ Beni ilgilendirmez “ mi diyorsunuz.Ben Zile’ye ait değilim diyorsanız ki,o zaman Zilelinin de sizelere diyeceği ve soracağı soruları nasıl cevaplayacağınızı merak ediyor olacağız.!  Makam mevkii kapmak için hangi seneryolar içinde roller aldığınızı biliyoruz. Unutmayınız ki hizmette bütünlük ve başarı  araç gereç,yer mekan bilgi beceri ile gerçekleşir.Bu örnek Zileli olarak beni ve benim gibi düşünenleri Sayın Cemalettin Bey karşısında mahcup duruma düşürmüş ve yaralamıştır..Sayın Cemalettin Dinçer Bey Efendiye konunun takibi ile ilgili Sayın Belediye Başkanı Lütfü Vidinel tarafından garanti verilmiştir.
      Yaşanmış bir örneği sizlerle paylaşmak istiyorum. Zile’mizin Turizm Potansiyelini ortaya çıkarmak için TRT İzmir TV yapımcısı ve ekibi  Belgesel çekimi için Mayıs ayıında Zile’ye geldi.Bu ekibin çalışmalarına yardımcı olmak için Belediye Başkanımız tarafından görevlendirildim.Ekibin yapımcısı memleket sevdalısı bir Zileli.Sayın Bayan Ayşegül Sarısoy Aran Hanım.Ekip çalışmalarının büyük bir bölümünü Zile’nin eski mahalle aralarında gerçekleştirdi.Tarihi dokuları ile ilgili yapılacak çalışmalar hakkında Zile Kaymakamı Sayın Mehmet Eriş,Belediye Başkanı Lütfi Vidinel ve her kesim kişilerden bilgiler aldı.Ayşegül Hanımın  çocukluğunun geçtiği Kislik Mahallesin de çekimler yapıldı.Ayşegül Hanım bir ara ekipten uzaklaştı evlerinin önündeki dut ağacına yaslanarak ağlamaya başladı.Dut ağacından bir dal kopardı çantasına koydu.Geçmişte ki yaşantısı aklına gelmiş duygulanmış olabilir düşüncesi ile olabileceğini düşündüm.Çocukluğunun geçtiği evin arka tarafına da  ağlaması isyana dönüştü.!
       -Niçin bu kadar ağlıyorsun ?
Diye sorduğumda
        -Hocam bir bakar mısın, benim evimi böyle görmek istemiyorum .Evimin alt katını ahır yapmışlar.Bir tarafta cami bir tarafta hayvan gübreliği .Kabul edilecek bir durum değil ne bu hal.Her yıl çocuklarımı yaşadığım bu mahalleye getirmeye çalışıyorum. Çocuklarıma doğduğum evin ahır oluşunu nasıl açıklayabilirim. Bu ne duyarsızlık . İçeri girip odalarımızdaki ahşap oymacılığı görüntülemek istiyordum. İçeri girmek istemiyorum, çünkü daha kötü durumlarla karşılaşmaktan korkuyorum…
Diyerek oracıkta duygularını bana aktardı. Ayşegül Hanımın bu tür davranışının altında yatan aidiyet ve sahiplenme duygusudur. Adı geçen mahallede de bu olayın gerçekleştiği evin bitişiğinde bir de camii var.Camii bitişiğindeki bu evin alt katı nasıl ahır haline getirilmiş,buna nasıl müsaade edilmiş.esas merak edilecek konu da bu..!
.Bu gibi örnekleri hiçbir Zileli tasvip etmez. Zilenin tasvip edeceği iyi ve güzel örneklerde var,:
Pazar günü Belediye Kültür evinde Amasya dan gelen misafirlerimi ağırlıyorum.Bir ara Kültür Evinin kapı zili çaldı.Kapıyı açtım.Karşımda iki bayan iki erkek dört kişi.Buyur ettim.Kendileri;
 Bu evi ziyaret etmek istediklerini,bir çay içip gitmek istediklerini söylediler. Bizlerde evi gezebileceklerini ama çay servisi olmadığını, isterlerse yaptığımız semaver çayından ikram edebileceğimizi söyledim, kabul ettiler Kültür evinin bahçesini ve burada sergilenen eşyaları incelediler.
Zile Belediyesi tarafından restore edilip Kültür Evi konumuna sokulan Zilemiz eşrafından Galalıların Nazım Efendi Konağını rehberliğim eşliğinde gezdiler.

Konakta ki sergilenen Zilemize has eski tarihi eşyalarla ilgili anılarını anlattılar.Oturma odasında Bağdaş kurup sohbetler yaptık. Kislik te ki evlerinin de aynı yapıya sahip olduğundan bahsettiler.Zilede ki tarihi özellikli evlerin restorasyonu ile ilgili gelişmeleri takip ettiklerini,bu durumdan son derece memnun kaldıklarını ifade ettiler. Gezme faslı bittikten sonra kapı önündeki sedire buyur ettim. Semaver çayımız da hazırlanmıştı. Birlikte hem çay içtik hem konuştuk.Tabii olarak konumuz Zile oldu
Gelen iki Bayan ile bir Bey ,kendilerinin Zileli Demirtola (Hacı Tolalar) dan olduklarını ve İstanbul da yaşadıklarını dile getirdiler.Her yıl Zile’ye gelmek için zaman ayırdıklarını,çocukluklarının geçtiği mahallelerini ve evlerini ziyaret ettiklerini,burada bulunan dostları ile hasret giderdiklerini söylediler. Bağlarında geçen hatıralarını anlattılar.
“Zile ve Zile de yapılan çalışmaları yakından takip ediyoruz,her an her gün iş yerimizde Zile’yi internet üzerinden  Toplumsal Diyalog Platformu vasıtası ile takip ediyoruz.” Diye devam ederken Platformdan tanıdıkları isimleri saydılar. Sıraladıkları isimler arasında benim de adım geçince dayanamadım. Sordum:
-Kendisini tanıyor musunuz ?
-Hayır tanımıyoruz ama tanımak istiyoruz. Sadece isim olarak tanıyoruz. Şahıs olarak tanımak isteriz.
-Tanımak istediğiniz kişi benim
            Deyince tesadüfün bu kadar olacağını belirterek sohbetimizin boyutu ve konuları daha değişik oldu. Zile ile ilgili yazmış olduğum makalelerimi takip ettiklerini, tesbitlere katıldıklarını belirttiler.Zile’ye olan özlemlerini anlattılar, Zile’nin  Turizm potansiyelinin çok parlak olduğunu vurguladılar.İstanbul da çevrelerine hep Zile’yi anlattıklarını ,Zile’nin turizmde adı geçen bazı yörelerden daha potansiyelli bir yerleşim alanı olduğunu,tek noksanlığın konaklama ve tanıtım olduğunu,Amasya Zile arası kısa ulaşımının sağlanması durumunda gerçek değeri o zaman anlaşılacağını anlattılar.Bu arada bir semaver çayı sohbet sırasında misafirlerimle bitirdik.Bir saatlik zaman içinde çok şeyler anlatıldı.Anlatılanlar hep Zileydi.Anlatanlarda Zile sevdalısı insanlardı.Misafirlerimiz Baba Ocağın nı özlemişler,ait oldukları mekanları nicedir,nedir,nasıl oluyor diye görmeye gelmişler.Gelmişler ama Esvap Çayında yapılacak olan yeni düzenlemeden haberdarlar,planlanan çalışmaları bire bir takip ediyorlar.
Yaşantımızın bir bölümünün geçtiği Şehrimizi, mahallemizi, ,acıları,sevinçlerin paylaşıldığı sokağını özlemişler ve özlem gideriyorlar.Bu özlemin kaynağı aidiyet duygusudur.Bu duygu Zileli de oldukça gelecek günlere ümitle bakabiliriz……
                                                                                                                          01.07.2009
                                                                                                                           Abbas KUL

 
Etiketler: arsiv
Yorumlar
Haber Yazılımı UA-5724924-2