Yazı Detayı
25 Mayıs 2009 - Pazartesi 00:00 Bu yazı 10575 kez okundu
 
ZİLE KÜLTÜRÜNE EMEK VERENLER VE YEREL ARAŞTIRMACILAR
Bekir Altındal
mail@mail.com
 
 
Rahmetli Cahit Öztelli’nin 1944  yılında yayınlanan  “Zileli Şairler”,  Rahmetli Rahmi Dönmez Hocamızın 1951 yılında yayınlanan “Zile” isimli kitabı Zile kültürünün temel taşları olmuştur. Yine Zile’nin büyük alimi Rahmetli Müftü Arif Kılıç Hocamızın “Zile Tarihi” ile  bu kültür çalışmaları devam etmiştir.
1960’lı yılların başlarında dönemin  aydınlık gençlerinin kurduğu Kültür  Derneği, Turizm ve Tanıtma Derneği, aynı altın adamlar tarafından çıkarılan Çağıltı, 1973 yılında yine dönemin aydınlık altın adamları tarafından tekrar yayınlanan ikinci nesil Çağıltı, Zile kültürünün  yüz akı, bugünlere kadar bizlere, araştırmacılara bir ışık olmuştur.
1980’li yıllarda Kaymakamımız  Süreyya Şehidoğlu’nun “Milli Mücadelede Zile Ayaklanması”  isimli kitabı Zile’nin yakın tarihine ışık tutmuş, Sevgili Mehmet Yardımcı Hocamızın “Yüzyıllar Boyu Zileli Halk Ozanları” kitabı ile  Mehmet Ali Erdin Ağabey’in gayretleri ile yayınlanan Fikret Tarhan Hocamızın şiirlerinden ve mektuplarından oluşan “İnsanca Yaşamak” Zile kültür tarihinde yerini almış,  Sevgili Yusuf ve Semra Meral’lerin “Her Yönüyle Zile”  kitabı ise kaynak kitap  olmuş, yine aynı arkadaşlarımızın çalışmaları,  1990’larda çıkardıkları  “Zile’de Camiler, Türbeler, Efsaneler, Menkibeler”  kitabıyla taçlanmıştır.
Zile Kaymakamlığı’nca çıkarılan “Zile 94” kitabı ise Zile açısından temel bir kitap olarak hazırlanmıştır.
Yine 1990’lı yılların sonlarına doğru Zile’mizin yetiştirdiği çağımızın Dede Korkut’u Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun çalıştığı gazetelerdeki Zile  ve Zile kültürü ile ilgili yazıları bizlere 1930’lu  ve 1940’lı yıllara götürmüştür.
Gerek 1960’lı ve gerekse 1970’li yıllarda Zile kültürünün altın adamları diye tanımlamaya çalıştığımız başta rahmetli Müftü Arif kılıç ve Fikret Tarhan Hocalarımız olmak üzere, bugün aramızda olmayan, Zile kültürüne emek vermiş sayısız büyüklerimizi rahmetle, saygıyla yad ediyoruz.  Onlar Zile kültür tarihinin altın sayfalarında çoktan yerlerini aldılar.
Yine bu saydığımız, Zile kültürünün altın adamlarından bugün hayatta olan Zile’nin tek sarı basın kartı sahibi Hüseyin Hoşcan, Burhan Cahit Büyükispir, Mehmet Sezen, Sabri Ünal Erkol, Ahmet Fikret Teke, Hüseyin Ulus, Kemal Türker, Cahit Koççoban,  Mehmet Yardımcı, Asım Turgut Yeşiltan, Hulusi Serezli, Mehmet Ali Erdin,  Hacı Mehmet Demirtola, Ahmet Kağızman Ağabeyler gibi şimdi ismini sayamadığımız pek çok büyüğümüzün Zile kültürüne hizmetlerini saygı ve hayranlıkla görüyoruz.  
 Bu saydığımız Zile kültürünün altın adamları Çağıltı sayfalarında,  1960’lı ve 1970’li yıllarda çekilen filmlerde,  Kültür Derneği ile Turizm Derneği’nden günümüze ulaşan fotoğraflarda, özel arşiv fotoğraflarında,  hatıralarda yaşıyorlar. Hangi sebeple olursa olsun hiçbirini yok sayamayız.
Zile’de yayınlanan yerel gazetelere göz attığınızda ne yazık ki Zileli  öğretmenlerimizden pek fazla yazı yazanı göremiyoruz. Şükrü Gökçek, Hüseyin Ulus, Ahmet Kağızman, 1990’larda Kemal Doğanay, Yusuf-Semra Meral, yakın zamanlarda da Mehmet Bayraktar, Hacı Hasan Gençler,  Abbas Kul ve Ali Aran  hocalarımızın yazılarını görüyoruz. 
Zileli tarih öğretmenlerimizden bir tanesinin bile  Zile gazetelerinde bir çalışmasına rastlamadım. Varsa özür dilemeye hazırım.
Zileli  gönüllü araştırmacılarımızı tek tek saymadan önce yanlış anlaşılmaması bakımından bazı hususları açıklamakta  fayda görüyoruz;
Aşağıda sayacağımız yerel araştırmacılar dışında bazı akademisyen Zileli hemşehrilerimizin Zile ile ilgili çalışmaları bulunmaktadır. Tespit edebildiğimiz kadarıyla; Prof Dr. Münir Atalar,  Prof. Dr. Ali Özçağlar, Yardımcı Doçent Dr. Mehmet Yardımcı ve  Yardımcı Doçent Kemal Türker, Doc. Dr. Teoman Duman,  A.Rahmi Şeyhoğlu, Mehmet Kocaman, Mustafa Döngeloğlu.
Bu kıymetli hocalarımız gerek meslekleri ve görevleri gereği akademik çalışmalarını gerekse bu görevleri dışındaki  çalışmalarını Zile üzerine hazırlayıp yayınladılar. Zile’mizden yetişen pek çok akademisyen olduğu halde  Zile üzerine  çalışma yapan hocalarımızın sayısı, bir elin parmaklarının sayısını geçmiyor maalesef. Bu sebeple bu değerli hocalarımıza şahsım adına teşekkürü borç biliyorum.
Yine takip edebildiğim kadarıyla  Haydar-Gülten Çuhadar, Hülya Atay ve eşleri ebru sanatında, İbrahim Atalar ve Gülsenem Bayramoğlu sporda, Hayrettin Ural folklorda, Fadime-Nebi Yılmaz, Dursun karakaş, Tekin Kireççi, Hasan Şendoğdu ve Hoş Seda müzikte, Kazım Başekmekçi şiir programında, Ayşe Atalar, İlhan Trak,  Hatun Akçay, Derya Altıner, Süleyman Han  resimde, Nuran Taş Hocamız panel sempozyum sunumlarıyla   Zile’ye, Zile kültürüne katkıda bulunmaktadır.
Mehmet Sezen Ağabey, zaman zaman platformda  karikatürleri, anıları, görüşleri, düşünceleri ile  bizlere yol göstermekte, Hulusi Serezli Ağabey, Ahmet Kağızman zaman zaman sanal ortamda yazılarını, anılarını bizle paylaşmaktadır.
Bu kültür çalışmalarına  zaman içinde desteği olanlar yok değil. Bugüne kadar görev yapan bütün belediye başkanlarımız bu tür çalışmalara dönemine göre az veya çok destek verdiler.
İstanbul Zileliler Derneği Asım Turgut Yeşiltan Ağabey’in başkanlığı döneminde başlayarak, Cemalettin Dinçer, H.Mehmet Demirtola Ağabeyler döneminde devam eden ve halen Bahar Yeşiltan Hanımefendi’nin başkanlığı döneminde ve her dönemdeki yönetim kurulu üyelerinin büyük katkılarıyla yapılan  Kızılcahamam kurultaylarıyla, Ankara Zile Kültür Derneği bültenleriyle,  şu anda Zile’nin en büyük sivil toplum kuruluşu olan Toplumsal Diyalog Derneği  Başkanı Zeynep Barın Şengör ve yönetim kurulu üyelerinin  ses getiren proje ve çalışmalarıyla, Zile Vakfı Yönetim kurulu öncülük ettiği  üçüncü nesil Çağıltı ile, Zile Tv. görsel, Özhaber Gazetesi de yazılı basın olarak Zile kültürüne önemli katkılarda bulunmaktadır.
 Zile kültür yönünden 2000’li yıllarda Zile sınırları dışında ismini duyurmaya başladı. İlk defa İstanbul’da bir büyük üniversitemizde Zile konulu sempozyum yapıldı. Vali Recep Yazıcıoğlu zamanında yapılandan  sonra Tokat’ta ilk defa kırk bildirili bir sempozyum gerçekleştirildi. Bunda dönemin Başkanı Sevgili Murat Ayvalıoğlu’nun gayret ve desteklerini, başta ÇEKÜL Vakfı ve Başkanı  Prof. Dr. Metin Sözen Hocamız, Yazar Necdet Sakaoğlu  ile pek çok değerli bilim  adamının Zile’ye el atıp sahiplenmesini saymadan geçemeyeceğiz.
Özellikle kırka yakın hazırlanıp otuz civarında  bildiri sunulan Ekim 2008 tarihinde yapılan Zile Tarih ve Kültür Sempozyumunun hazırlık aşaması ve gerçekleşmesinde üç kişilik komisyon olarak yaptığımız görev sırasında Sevgili Mehmet Yardımcı Hocamın aylar süren yorulmaz, sabırlı çalışmasını, Sevgili Necmettin Eryılmaz’ın organizasyonun gerek hazırlık aşamasında gerekse en zor döneminde gösterdiği olağanüstü gayreti, fedakarlığını gören birisi olarak takdir etmemek elde değil.
Zile kültüründeki tecrübesi ile ülkemizin en üst seviyelerinde görev alan bakanlar, bilim adamları, akademisyenler, sanatçılar, tarafından tanınan, Zile’ye gelen herkesin yardımını istediği, gazetecilik yönü de olan memleketin bu evladının değerinin bilinmesini diliyoruz. 
 2000’li yıllarda başlayan bu kültür çalışmalarına, başkanlık bayrağını devralan Sevgili Başkanımız Lütfi Vidinel’in de aynı hız, kararlılık ve şevkle kalan yerden devam edeceğine inancımız tamdır.
    …
Araştırmacılık; amatör ruhla, herhangi bir para kazanma gibi bir hedefi olmadan, idealinde yaşattığı konularda veya memleketine bir vefa borcu olarak  araştırma yapıp bunları yayınlamak,  okuyucuya sunmak, geleceğe dönük bir eser bırakmaktır. Araştırmacılık bir gönül işidir. Bu duyguyu ancak yaşayan bilir.
2000’li yıllara girildiğinde artık yavaş yavaş kendi mesleğinin  dışında Zile’ye olan sevgisi, tutkusu ve doğduğu coğrafyanın büyüklüğü ile gururlanan bazı hemşehrilerimiz çeşitli kulvarlarda  Zile ve Zile kültürü ile ilgili olarak çalışmaya, araştırmaya başlamışlardır.
Bu çalışma ve araştırmalar kitap, dergi, bülten,  çeşitli dergilerde araştırma yazıları, tez, makale, sanal ortamda Zile kültür siteleri olarak karşımıza çıkmıştır.
Zile ile ilgili yerel araştırmacılardan tespit ettiklerimizi isimlendirmek istersek; Başta Mehmet Ali Erdin olmak üzere Yusuf Meral, Semra Meral, Kamil Yaşar Paşay, Ahmet Divriklioğlu, Bekir Aksoy, Bekir Altındal, Ufuk Mistepe, Orhan Yılmaz, Nurhan Buhan Girgeç, ve Halil Yücel olarak sayabiliriz.
Çok eskilere (1950-1980’li yıllar) gitmeden  saymaya başlarsak, Mehmet Ali Erdin  Ağabey ile başlayan Zile kültürüne yönelik  bu araştırmacılığa son olarak genç tarih öğretmeni sevgili Halil Yücel’in katıldığını görüyoruz. Bizim tespit edemediğiz, ya da araştırma yazılarından haberdar olmadığımız hemşehrilerimiz varsa özür diliyoruz.
Bu saydığımız sevgili hemşehrilerimizin yanında son zamanlarda  Ali Adil Güneren, Ahmet Sakın,  Elif Demirçal, Ayşegül Aran, F. Saliha Mistepe, Necdet Kurt ve Mustafa Doğtaş’ın gerek özellikle sanal ortamda ve  gerekse Özhaber Gazetesi’nde yazılarını, sempozyumlarda bildirilerini   okumaktayız.
Teknolojinin getirdiği sanal ortamda Zile ile ilgili en büyük site olan, sevgili Ufuk Mistepe tarafından yıllarca emek ve göz nuru dökülerek hazırlanan, günden güne sizlerin katkılarıyla büyüyen “unyezile.com” sitesi yüzlerce makale, binlerce fotoğrafla hiçbir karşılık beklemeden yine biz Zilelilere  hizmet vermektedir.
Yine 1960’lı, özellikle de 1970’li  yıllardan itibaren Zile kültür çalışmaları içinde olan, basın ve habercilikte yıllarca Zile’nin sesini duyuran Hulusi Ağabey’in açtığı “zilesitesi.com” günden güne gelişmekte ve özellikle gurbetteki Zilelilere memleket haberleri ve havasını aktarmaktadır.
Bir başka site de Sevgili Mustafa Aksoy’un sessiz sedasız geliştirdiği, günden güne özel tiryakilerinin   oluştuğu Zile kültürüne ait çalışmaları,  Ziletv haberlerini, videolarını okuyucuya ulaştıran “zileweb.com” dur.
Yukarıda isimleri verdiğimiz yerel araştırmacılar, görüldüğü üzere bir elin parmakları kadar az sayıdadır. Yine bu saydığımız isimler memleketleri Zile için kendiliklerinden, hiçbir zorlama olmadan, bir gönül işi, bir sevda olarak bu çalışmaların içine girmişlerdir.
Bu bağlamda,
Mehmet Ali Erdin’in Zile 2000  kitabında yayınlanan, “Kültür Sanat Yönüyle Zile” yazısındaki güzelliği, bültenlerde yayınladığı biyografilerdeki akıcılığı, kaybettiklerimizle ilgili derleme ve kısa tanıtıcı bilgileri, bültenleri,
Yusuf–Semra Meral’lerin  yukarıda verdiğimiz kitapları, hayalindeki eski Zile’si, Semra Meral’in bir belgesel olan “Zile Düğün Adetleri”, susmayan tebeşiri,
Kamil Yaşar Paşay’ın gözlerden uzak ama derinlemesine Zile’nin antik çağına, özellikle Roma-Bizans dönemine ait çalışmaları,
Ahmet Divriklioğlu’nun yıllardan beri Zile gazetelerinde Zile’yi, sevdaları, tabiatı, sevgiyi işleyen şiirleri, ve diğer çalışmaları,
Bekir Aksoy’un musiki çalışmaları yanında, Zile’nin yakın tarihine ışık tutan anı ve tespit çalışmaları,
Ufuk Mistepe’nin, Zileliden daha Zileli olarak sanal ortamdaki sitesinin yanında Zile kültürüne yönelik araştırmaları,
Orhan Yılmaz’ın “Zile İsyanı” kitabıyla başlayan ve üç kitabı ile devam eden Zile kültürüne katkısı,
Nurhan Buhan Girgeç’in “Zile Panayırı”  tezi  ile Çağıltı Dergisi üzerindeki araştırması,
Ve son olarak da üç-dört yıl önce Hastane’nin duvarlarında eski yazılı taşları ararken yanıma gelmesinde tanıdığım, genç ve ilerde Zile tarihi ve kültürüne önemli katkılar yapacağına inandığım Halil Yücel’in Kore Gazileri ile ilgili başlayan araştırması,
Tek tek ele alındığında, her biri kendi güzelliğinde ve özelliğinde Zile kültürünün, mihenk ve pırlanta taşlarıdır.
 Bu çalışmalar, eserler, kendiliğinden olmadı, bir sevda bir memleket sevgisi, bir ideal uğruna yapıldı.
Bu saydığımız kişiler     dergilerde, gazetelerde, sanal ortamda yazarak,  kitap, dergi, bülten çıkararak, sempozyumlarda, panellerde tebliğ sunarak, internet ortamında  Zile siteleri açarak,  televizyonlarda kültür programlarında yer alarak Zile kültürüne değişik boyutlarda katkılarda bulunmuşlar ve bulunmaya devam etmektedirler.
Araştırmacılık, öyle bir çalışma öyle bir sevdadır ki hiç çekinmeden emeklerini, maddiyatlarını, zamanlarını, sağlıklarını ortaya koyarlar. Kimseden bir beklentileri yoktur. Ancak az da olsa gönül ister ki Zile için, Zile kültürü için  fedakarca yapılan bu çalışmaları, hemşehrilerimiz az da olsa takdir etsinler, ilgi  ve emeğe, yapılan işe saygı göstersinler. Vurdumduymazlık içinde olmasınlar. İstenen ve beklenenler  çok şey değildir.
Yukarıda saydığımız araştırmacıların her biri ayrı kulvarda çalışmalar yapmaktadır. Bazen de aynı konulardaki çalışmalar ister istemez  çakışmaktadır. Bu da doğaldır. Her bir araştırmacının huyu husu, davranışı,  hayata bakışı, dünya görüşü, davranışları araştırmacılık yöntemi, birbirine bakışı farklıdır. Bu nu da kabul etmek gerekir.
Sanal ortamda araştırmaların, yazıların, araştırılan bilgilerin  yayınlanması farklıdır; kitap haline getirilecek bilgilerin derlenmesi, kitapta yer alacağı için önceden yayınlanmaması farklıdır. Bu durumdaki bilgilerin yayınlanmasına kadar paylaşıma sunulmamasına da saygı duyulmalıdır.
Kitap çıkarmak, dergi bülten yayınlamak, süreli yayınlara yazı hazırlamak zor ve fedakarlık isteyen hususlarıdır. Yukarıda saydığımız isimlerin bir kısmı emekli, bir kısmı aktif olarak çalışmakta, ev  geçindirmektedir.  Resmi ve gerçek işinin dışındaki boş zamanlarında ancak bu çalışmalara vakit ayırabilmektedirler. Bu sebepler ve başka faktörler de dikkate alındığında, bir takım çalışmaların kitap haline gelememesi normaldir.  Bu, araştırmacılık için de bir ölçü değildir.
Araştırma  çalışmalarında,  alıntı yapılan çalışmaların sahiplerine, emeğine  saygı ve telif hakları   bağlamında kaynak gösterilmesi asıl ve etik olandır. Bunun yanında özel durumlarda özel izin alınması da yine her şeyden önce emeğe saygıdır.
Bugüne kadar yayınlanan, sanal ortamda okuyucunun ilgi ve bilgisine sunulan araştırma ve diğer yazıların hepsini, büyük bir Zile meyve bahçesi olarak düşünürsek, her bir bilgi, resim, çalışma, bu bahçenin farklı meyveleridir. Yediden yetmişe Zileli veya başkaları  kendisine yarayan, ilgi duyduğu bilgilerden  yararlanacaktır. Biri için önemli olan bir bilgi diğeri için önemsiz olabilir.
Yapılan araştırmalarda, çalışmalarda, yayınlanan yazılarda eksiklikler, hatalar, tartışılacak hususlar mutlaka vardır. Olmaması söz konusu değildir.  Bu gibi durumlarda asıl olan büyüklerden  yol gösterici, yapıcı  olmaları, küçüklerin de büyüklerine karşı saygı çerçevesinde   fikirlerini ve katılmadıkları hususları iletmesi,  hiç kimsenin alınmaması, gerekirse medenice konunun tartışılması ve doğruların bulunması asıldır.
Zira bu çalışmaların amacı Zile kültürüne hizmettir. Diyalog eksikliğinden, yanlış anlamalardan kaynaklanan zaman zaman kırılganlıklar, kızgınlıklar, alınganlıklar ortaya çıksa da bunlar aşılmalıdır. 1960’lı yıllardaki kültür çalışmalarındaki birliğin, bugün için var olduğunu maalesef söyleyemiyoruz.  Burada bir tespit yapıyoruz. 
Siz sevgili Zileli hemşehrilerimiz, dostlarımız, yukarıda isimlerini saydığımız  araştırmacıların hemen hemen hepsini ya yakından, ya uzaktan tanıyor, ya da ismini duymakla beraber yazılarını, çalışmalarını okuyup kendisini tanımıyor olabilirsiniz. Veya ne kendilerini tanıyor ne de çalışmalarını biliyor olabilirsiniz. Veyahut  hiçbir yazısını araştırmasını okumamış olabilirsiniz. Yine ismini verdiğimiz bu araştırmacılardan bir kısmını sever sayar, bir kısmına dudak büker, beğenmeyebilir, bir kısmına da çeşitli sebeplerle  kızabilirsiniz.
Ancak hiç kimse, gerek yukarıda isimlerini verdiğimiz Zile kültürüne emek verenleri ve gerekse burada saydığımız araştırmacıların Zile kültürü ile ilgili araştırmalarını, çalışmalarını, çıkardığı kitaplarını, dergilerini, bültenlerini, tebliğlerini, yazılarını, internet sitelerini, kısaca bu yollarla Zile kültürüne, Zile kültürünün gün yüzüne çıkmasına olan katkılarını, göz nuru emeklerini yok sayamaz.  Hakkı da yoktur kimsenin.
Genel olarak araştırmacı kişiler, çalışmalarının yayınlanmasında haklı olarak ilgisizlikten yakınmaktadır. Marifet iltifata bağlıdır gibi bir söz var. Ancak herkesten de ilgi bekleyemezsiniz. Ancak “Sezar’ın hakkını Sezar’a veriniz”. Ya da “Yiğidi öldür hakkını ketme” atasözlerini de  kimse unutmasın diyoruz.
Yukarıda Zileli araştırmacıların kısa çalışmalarından bahsederken kendimizden bahsetmedik.
Her ne kadar  araştırmacı geçinmekle, daha bir kitap bile yayınlamadığımız yönünde eleştirilsek de, 1991 yılından beri Zile Postası ve Özhaber gazetelerinde, İstanbul Tokat Kültür Haber, Tokat Valiliği Kültür Araştırma, Osmanlı Arşivleri , Sorgun Sıla dergilerinde yayınlanan  araştırma yazılarımızı, sempozyum, panel, kurultay bildirilerimizi, ulusal ve  Ziletv’deki kültür programlarımızı, bugün tartışılan hususları yıllar önce gündeme yazdığımızı, Zile ile ilgili ilk defa gün yüzüne çıkardığımız hususları, Zileli hemşehrilerimin, okuyucuların takdirine bırakıyoruz.
Mesleği gereği bütün Türkiye’yi gezen, yine görevi gereği bırakın hafta içini, hafta sonu dahi görevi ile ilgili çalışmak zorunda kalan, çok az boş zamanı olan, bu boş zamanlarını  Zile için kullanan ve yıllık iznini her yıl Zile’de geçiren bu satırların yazarına  eleştiride bulunurken, yukarıdaki hemşehrilerimiz için istediğim hususların da göz önünde bulundurulmasını istiyoruz.
Biz burada özel isimler vererek, kimseyi hedef almadan, durum tespiti yapmaya, Sezarın hakkını Sezar’a vermeye çalıştık. Zile kültürüne emek verip yaşayanlardan unuttuklarımız da vardır. Onlardan özür diliyor emeklerine saygı duyuyoruz.
Biz yukarıda  bir durum tespiti yaparak, genel çerçevede  düşüncelerimizi yazdık. Bu düşüncelerimize katılır veya katılmazsınız. Haklı olarak ilgisizlikten, kültürde bölünmüşlükten yakınan arkadaşlarımıza, duyarlı hemşehrilerimize sesleniyor ve soruyoruz:  Sizler bu konularda ne diyorsunuz?  Buyurun söz sizlerde…
Bekir ALTINDAL
 
Etiketler: arsiv
Yorumlar
Haber Yazılımı UA-5724924-2