Yazı Detayı
31 Mart 2009 - Salı 00:00 Bu yazı 11671 kez okundu
 
ŞEN VATANDAŞLARIMIZ
Ahmet Sakın
mail@mail.com
 
 
Romanlar, Hindistanın Pencap nehir havzası boyunca Pakistan'ın Afkanistan ‘ın da İçinde bulunduğu bölgelerden 1050 yıllan civa¬rında İran-Anadolu üzerinden dünyaya yayılmış Hint-Avrupa kökenli halktır.
1505'de İrlanda, 1514'de İngiltere'de nüfus kayıtlarında olduklarına göre Anadolu'da daha önceleri yerleşmiş olmaları gerekir.
Romanlar yaşadıkları ülkelerde değişik ad¬larla anılırlar. Daha çok sepet, elek metal eşya ka-laycılık, düğünlerde sazların değişik türlerini çalarak geçinirler. Yüze yakın aileler bir şef seçerek yöne¬timlerini, kendi aralarındaki olumsuzlukları gide¬rirler.
Göçebe yaşamı seven romanlar, yerleşik yaşamaya geçirilmelerine rağmen, yaz mevsimini değişik yörelere çadır kurarak mesleklerini ifa ederler.
Türkiye'de 750.000 dolayında roman olduğu tahmin edilmektedir.
Romanlar barışçı, sanatsever insanlardır. Kendilerine özgü yaşamlarını en yakın ben bilirim. Yerleşik duruma geçen Roman komşumuz Asker ve hanımı Nargüle iyi bir komşu idi. Küçük yaşamım onların sofralarında geçti. Evleri komşulara her zaman açıktı. "Yerli be yerli çocuğu”demeleri hala kulaklarımda.
Zile'de düğünlerimizde onları baştacı ya¬par, düğün sonu tanımazdık. Yine de atamazlar, kırılmazlardı. Niyazi'nin, Necip in klarneti, Firdevsin tefini dinlemeyen Zile'li yoktur. Zile'de 6-7 hane olmalarına rağmen hiç münakaşa ettiği Zile’li yoktur. Buna karşı kendi aralarında ileriye gitmeyen müna¬kaşaları bitmezdi. Hoşgörülü olan bu romanlar ak¬şam yemeğinde her şeyi unutmuş olarak aynı sof¬rayı paylaşırlardı.
Tabii yemek sonu evleri müzik akademisi gibi klarnet, cünbüş sesi ile mahalleye müzik ziyafeti çekerlerdi.
Beraber büyüdüğümüz, aynı sokağı, aynı okulu paylaştığım, Necati'ler, Demir’ler kim bilir nere¬deler. Bize yerli deyip kıymet veren bu vatandaş¬larımızı Okul Müdürlüğüm sırasında kapıda karşı¬lamış hal-hatır sormuş, çocuklarının kaydını yapa¬rak vermiştim. Tabii becerileri nedeni ile çocukları da ilkokul çağında en az iki enstürüman çalıyorlardı. Bu becerileri nedeni ile onları TRT'de, kadrolu saz ustası olduk¬larını biliyorum.
Esmer, şiveleri kendilerine has bu insan¬larımız Zile'den geldi, geçtiler. Ankara, İstanbul, Denizli Sarayköy'de yaşadıklarını müzik ve taşımalı satıcı (Bohçacılık) yaptıklarını Zile hasreti çektik¬lerini hissediyorum.
Allah selamet versin onlara. Hoşgörülü Romanlarımız. Cennet Mahallesi programında
 
Etiketler: arsiv
Yorumlar
Haber Yazılımı